• DOLAR
    7,6639
  • EURO
    8,9225
  • ALTIN
    459,48
  • BIST
    1,1635
KAYBETMEYE  EN YAKIN OLDUĞUN AN ..

KAYBETMEYE  EN YAKIN OLDUĞUN AN ..

…Allah’ın indirdiği ile – Kur’an’ın bildirildiği şekilde hükmetmeyenler-yöneticiler, kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridir.. (Maide-44, 47)

İster kamu olsun isterse özel olsun, tüm örgütlenme biçimlerinde verimliliği ilgilendiren en önemli faktör, insan unsurudur. Çalışanlarının moral motivasyon değerlerinin üst seviyelere çekilebilmesi için değişik arayışlar içinde olmak, çağdaş yönetim anlayışında büyük bir önem arz etmektedir.

Çağımızda artık, bireyi merkezine alan demokratik yönetim anlayışı hakim konumdadır.  Yöneticinin tatmininden önce yönetilenlerin tatminine doğru kaymaktadır. Çünkü bilinmektedir ki yönetilenlerin öncelikli memnuniyeti, yöneticinin de tatminini sağlayacaktır.

İnsan hayat mücadelesi içinde olduğu müddetçe inandığı dava, iş, siyaset alanında hep mücadele içinde olmuş, olmalıda. Belli bir birikim, deneyim,  teknik destek, kendini geliştirmesi, çevrenin desteği onu adeta başarıya odaklanmış bir makine haline getirmekte, robotlaştırmaktadır.

Başarılar arttıkça, mücadeleler kazandıkça yeni ufuklar yeni projeler kolay kolay insanın önüne serildikçe kendine öz güveni artan insan baştan beri kendinde olan sıcakkanlılık alçak gönüllülük etrafına zaman ayırma sempatiklik duyarlılık, dinleme, öz eleştiri gibi özelliklerinden uzaklaşmaya başlar. Böbürlenmeye kibirlenmeye dini değerlere  toplum duyarlılıklarından  uzaklaşmaya  kendine hiç olmadığı kadar güvenmeye başladığı an ; gören gözler görmememeye kendinin mükemmel olduğuna etrafındakilerin kendine ayak bağı olduğunu, ailesinin kendine yük olduğunu yaşadığı şehrin kendisi için küçük olduğunu,  kendisinin bu makam ve mevkileri zaten hak ettiğine etrafındaki etkenlerin tesadüf  olduğuna inandığı an  işte  o an insanın kaybetmeye en yakın olduğu andır.

Bu  günlerde Ertuğrul diriliş dizisinin revaçta olduğu  dizi karakterinde bağcı  noyan karekteri  de bu anekdota güzel bir örnektir.

1241’de Moğolların İran istilasını yürütmek için Baycu Noyan tayin edilmiştir. Noyan, Anadolu’yu Moğollara bağlayarak büyük Han’ın nazarında itibar kazanmak istemiştir. Kayseri’de toplanan  Selçuklu ordusu Erzincan arasındaki Kösedağ mevkiine intikal etmiştir. Özellikle tecrübesiz komutanların Moğollar üzerine hücum edilmesi yönündeki telkinleri üzerine savaş Selçuklu kuvvetlerinin saldırısıyla başlamıştır. Hatta bu komutanların: “Bugün Tanrı Moğolların yanında olsa bile onları yeneriz.” diyerek kibirlendiklerini yazmaktadırlar. Fakat 30 veya 40.000 kişilik Moğol ordusuna karşı 80.000 kişilik Selçuklu ordusu bu ilk taarruzda 20.000’e yakın kayıp vererek dağılmıştır

Öyleyse siyasette, dernek de oda da birlik de, idare de, devlet görevi ifaa eden devlet görevlileri de ticaret hayatında da  aile ortamında da insan başarıları arttıkça makam mevkii önüne serildikçe  kibirlenip böbürlenmeyi bırakıp nerden geldiğini unutmadan yaşadığı topluma   makamına yaraşır davranıp görevini en iyi şekilde yapmaya çalışmalıdır.

Ha bu arada baycı noyan.  Kısa süre sonra Anadolu fetihlerini kendi başarısı olarak gösterdiği gerekçesiyle Hülagu tarafından öldürülmüştür.     Demek ki insanın  kaybetmeye en yakın olduğu an  kendisine en çok güvendiği anmış…!! vesselam

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar