• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
KADIN OLMAK

KADIN OLMAK

Dün ki yazımda kendimden kaynaklanan teknolojik bir hata yüzünden eksik kalan kısma bugün kaldığımız yerden devam edelim.

Teknolojinin en üst düzeyde yaşadığımız çağda yürek yakan bir yaşanmışlıkla son bulsun dizeler.

Bugün bir yaşanmışlık öyküsünü yazmadan önce genel olarak etraflıca bir düşünelim.

Ülke nüfusuna baktığımızda kadınların çoğunluğunu görürüz. O da erkeklerden daha uzun yaşamamızdandır.

Erkekler kadınlardan daha önce ahrete göç ediyorlar.  Okuma yazma oranına baktığımızda erkekler çoğunlukta. Çünkü erkeklere tanınan hakların birçoğu kadınlara okul yönünden tanınmamıştır.  İyide okuyan kadınlara ne kadar öncelik tanınmış ki!

Bazı yerlerde yönetici olabilmek için kadınsan eğer okumakta yetmiyor azizim. Yıllar önce ilk kadın valimiz bir skandala kurban gitmedi mi? Birçok kadın vekillerimiz kendi sesleri olamadılar. Çoğunluk arasında sessiz çığlıklarını sadece kendileri duydular. Hatırlayalım Bir zamanlar Ülkemizin Kadın Başbakanını beğenmez iken sonralarda ise cesur yürekli kadın diye arar olduk.  İstisnalar haricinde elinin değdirdiği yeri gül bahçesine çeviren kadınlarımıza neden her zaman sen dur denilmiştir. Neden  ?

Elinin hamuru ile erkek işine karışma derken ,çalışma hayatında iyi bir öğretmen,doktor,mühendis, ebe,hemşire vs..Evinde ise iyi bir eş, anne hatta çok iyi bir komşu modelidir. Uzlaştırıcı, yoktan var edendir.       Bütünlüğü sağlayan aza kanaat getirendir. Şiddete maruz kalsa da kaderine boyun eğen dir. Anadır, topraktır, yüreği sağlam ve bütün olan bir kadın, kadın gibi kadındır. Kadına güzel baktığında, güzel söz söylediğinde, değer verildiğinde sizi ömür boyu sırtında taşır. Olur, da bilmez iseniz kıymetini yandım dediğiniz gündür.  Haksızlığa tahammülü yoktur. Varsın Vekil olmasın, varsın çalıştığı yerde yönetici olmasın.  Yeter ki hor görülmesin.  Şimdi yokluklar içerisinde yıllarca kadın olduğunu unutan bir yaşanmışlık öyküsüyle baş başa kalalım.

Bir köy, adı bende kalsın. Köyün ihtişamlı evlerine inat tepede bir ev…

Uzaktan baktığınızda normal ahşap ev sanıyorsunuz. Eve yaklaştıkça ve içerisine girdiğiniz zaman burada yaşanır mı diyor? Kadına bir dokunuyorum, her şey çorap söküğü gibi geliyor. Sar babam sar.

Başlıyor anlatmaya; “ Gızım çocuktum ben bu eve gelin geleli hiçbir şey  bilmiyordum. Emme kaynanam yine yardımcı oldu. Kocasını göstererek, habu adam eve her gece geç gelidi. Emme ayık da  gelmidi.  9 tane çocuk ettim bir o kadarda düşük yapmış. Düşük yapma yöntemlerini yazacak olsam tüyleriniz diken diken olur.  Hâlbuki yaşadığı olaylar çok da eski tarih değil. Yaşını 80 gibi gösteriyor olsa da daha 65 yaşına yeni girmiş. Derken uzaktan beliren yanakları al kırmızı bir genç kadın ardı sıra 4 çocukla çıkageldi. Okuldan gelen çocuklarını servis yolunda karşılamaya gitmiş. Yüzüne baktığınızda dünya güzeli. Gözlerine baktığınız zaman ise yüreğinden kopan fırtınaları görmek çok zor olmuyor. 14 yaşında kaçarak evlenmiş. Yaş 31 7 çocuk. Gerçi daha hayatının baharında, 7 çocuk sahibi olan gelininde farkı yoktu kaynanadan.  Oturulan evin rüzgâr bir yerden girip bir yerden çıkıyor. Tabiri caiz ise hayvan dahi barınmaz. (Zengin köyde yoksulluk içinde yüzen aile).

Hani derler ya;  ‘Bir dokundum bin ah işittim’ misali. Anlatmakla bitmeyen yaşam hikâyesi.  Gördüğüm tek şey onca yoksulluğa rağmen çalışkan ve mutlu olmaları. Ellerinde ki değerlerin kıymetini bilip yaşam döngüsünde suçlu aramamaları.  Ne güzel.

Bir çok insan ihtişamlı yaşama rağmen mutlu olmaz iken yoksulluğunu dahi kaderden bilip mutluluğun dibine vurmuşlar ya, helal olsun demekten başka bir şey düşmedi bana.

“Aynaya kendimiz için baktığımızda ne kadar önemli olduğumuzu anlarız”.

TSK’nın 100. yılda Şehitlerimiz anma programının sunucusu ve metin yazarı değerli dostum Albay Edebiyat Öğretmeni Erhan ALTUNOK’un “GELİNCİK ÇİÇEĞİ” şiiri ile gönlünüzce huzur bulacağınız bir hafta sonu dilerim.

…GELİNCİK ÇİÇEĞİ…

“Kadın, erkeğinin gelincik çiçeğidir!”

Ben demiyorum ki!

Böyle buyuruyor,

Âlemlerin yüce Peygamberi!

 

Daha mı iyi bileceğiz ondan,

O’dur işte bu emsalsiz tarifi yapan!

 

Çünkü hassastır kadın,

Nâiftir… Zariftir…

Gelmez hoyratça zedelenmeye!

Kırılır ruhu, teni, bedeni,

Arsız ve kaba ellerde,

Dökülür, örselenir ince ince!

 

Gelincik çiçeğidir o,

Bırakın essin en sert rüzgârlar!

Gerilir kelebekten göğsü,

Aldanmayın onun çelimsiz hâline!

 

Bükse de boynunu bazen,

Salınır, eğilir, gücenir sabırlıdır!

Kıyıp da koparmazsanız dalından,

Haylice de dayanıklıdır!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar