• DOLAR
    7,6720
  • EURO
    8,9490
  • ALTIN
    459,36
  • BIST
    1,1635
Her şey bahane, pancar çorbası şahane

Her şey bahane, pancar çorbası şahane

Bilen bilir bilmeyen ise; ‘yahu bu nasıl çorba?’ der işin içinden çıkar. Aslında şöyle bir yaşadığımız dünyaya bakacak olursak gerçekten pancar çorbasından pek farkı yoktur. Bu arada; ‘Ne alaka, pancar çorbası da ne?’ diyenlere kısa bir tarif: Biz memleket olarak pancar deriz ama genel olarak bilinen adı kara lahanadır. Gerçekten tam kıvamında yapıldığında çok faydalı bir çorbadır ama az keza iyi bir tarifle yapılmadıysa yani malzemesi eksik olduğunda yiyen bir daha yemez. Bir düşünsenize gündelik hayatınızda yıllardır arkadaş ya da dost bildiğiniz insanlar bir anda iyi pişirilmemiş pancar çorbası gibi tadında olmayabiliyorlar. Bilen bilir ekşimiş bir pancar çorbasının nasıl bir koku saldığını.

Gündelik yaşantımıza şöyle bir baktığımızda çoğumuzun insani ilişkilerinin çıkara dayalı olduğunu görürüz ki; bu gayet doğal bir olaydır. Yaşamak için elbette çıkar ilişkilerimizi kullanmalıyız ama ne olur, çıkarlarımızı korurken diğer insanların duygularını zedelemeden yapalım. Düşünsenize bir dostunuz ya da arkadaşınıza karşılık beklemeden yıllarca emek vermişsiniz ve bir gün bakmışsınız ki; arkadaşınızın size verdiği zararı kimseler vermemiştir.

Bu yüzden; insanların artık kendilerinden başka kimseyi hiçe saydıkları olmuştur. Oysa hâlâ içlerinde şefkat ve merhamet duygusunun kırıntıları hep bir köşede saklıdır. Ne yaparsak yapalım, yok edemeyiz güzelim duyguları.

Eğer güzel ve kaliteli bir yaşam istiyorsanız, paradan önce kendinizi sevin,

Eğer güzel ve kaliteli bir yaşam istiyorsanız, önce kendinize inanın ve güvenin,

Eğer güzel ve kaliteli bir yaşam istiyorsanız, kendinize değer verin…

Göreceksiniz ki; siz kendinize değer verdikçe etrafınızdaki insanlar sizi daha iyi anlayacaklardır. Siz kendinize güvenip, inandıktan sonra başaramayacağınız hatta aşamayacağınız hiçbir engel kalmayacaktır.

Bundan 2 yıl önce Anneler Günü nedeni ile 3 kuşağı bir arada toparladığım bir gezi düzenlemiştim. Ve bu gezide gördüm ki yaşlı genç fark etmiyor, her 3 kuşak da kendilerine göre yaşanmamış yılların içerisinde kendilerini hapis etmişlerdi. İsimleri önemli değildi. Benim için asıl olan duygularıydı. Genç denilecek yaşta eşini kaybetmesi; 4, 5 ya da 6 ne fark eder çocukla dul kalması, işte iplerin koptuğu nokta burası.

Aslında okumayı çok istedim ama çok kardeşim vardı.  Evin en büyük kızı olması ve küçük kız kardeşi okula gidebilsin diye kendimi parçalardım. ‘O okusun’ diye evin bütün işlerini yapar, öğlen saatlerinde o gelmeden yemeğini hazırlardım. Bu ne büyük bir fedakârlıktı. Üstelik bu işleri yaparken o da okul çağında bir çocuk.

Erkenden evlenir, evlendiği güne kadar görmediği kocasını anlatırken de aslan kesiliyor, gözleri dalıp gidiyor. Halbu ki benim bütün gayem teyzeyi güldürebilmek, şimdi ki zamana göre çocukmuş evlendiğinde. Evliliğin ne olduğunu anlamadan ardı ardına sıralanır çocuklar. Tam rahat edeceği dönemde eşini kaybeder ve bütün sıkıntılarda bundan sonra başlar. Kadın olmak ve de dul olmak çok zordur bizim ülkemizde. Elalemden laf söz gelmesin diye kapattım kendimi der. Ne çocukluğunda, ne de evliliğinde gülmeye zamanı olmuş.

Ben inat etmiştim güldürecektim teyzeyi. Özeline kadar indim en sonunda dayanamadım… ‘Allah aşkına teyzem gülmek bu kadar mı zor?’ Evet, zordu gülmek. Elalem ne der kuralları unutturmuştu gülmeyi. Anladım ki ne kadar çırpınırsam çırpınayım içten bir kahkaha atıp gülmeyecekti…

Bırakalım insanlar neye gülüyorlarsa gülsünler. Hatta gidelim soralım, biz de ortak olalım kahkahalarına.

Bırakalım insanlar neye ağlıyorlarsa ağlasın. Gidelim, soralım, üstümüze vazifeyse birlikte ağlamak için…

Sözün kısası; dostluğunuz, arkadaşlığınız baki kalsın istiyorsanız kendi çıkarlarınız için hayatı ekşimiş pancar çorbasına çevirmeyin. Eğer arkadaşınız özelini sizinle paylaşmışsa size olan güvenindendir. Siz de bunu marifet bilip kendi açıklarınızı kapatmak için bir başkalarıyla paylaşmayın. Gün gelir insanın yapmış olduğu hataları kendi önüne pancar çorbası gibi dökülür. Orta ve genç kuşağın da pek farkı yoktu aslında. Konunun özü dönüp dolaşıp elalem ne derseye asılı kalıyordu. Yüreğimden yüreğinize elalem ne dere aldırmadan sevgi dolu selam gönderiyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar