• DOLAR
    7,6305
  • EURO
    8,9643
  • ALTIN
    467,23
  • BIST
    1,1739
HAYATIM

HAYATIM

Bazen benim de günleri, ayları, yılları kovaladığım; yaşamımın değişeceğini beklediğim anlarım oluyor. Umudumu zamana yaydım. Kim bilir, değişir belki de! Aslında şu an somut, elle tutulur bir şey yok  ortada ama olsun, bunu düşünmek bile yetiyor bu aralar bana.

Bugün sahip olduğum hayat, benden başka iki kişiyi de içine alıyor. Şu zamanımda geçirdiğim son yıllarım bir kısır döngü halinde ve bu kısır döngü yaşamıma o iki kişi de dahil. Üçümüzün ortak noktası aynı evde yaşamamız. Hepimiz farklı karakterleriz. Birimiz, evine ve ailesine bakabilmek için yıllarca, yaptığı meslekten dolayı yurt içi illerine gitme mecburiyetinde kalmış. Ailesinden uzakta yaşamış. Mesleki görevi bitip dönünce de evindekilerle zamanını geçirmeye başlamış, nereye gitse onları da yanında götürür olmuştur. Emekliliğinin tadını çıkarmak için, kendi istediği sessiz sakin ortamları tercih ediyor haliyle. Diğerimizse, yıllarca çift benliğini yani iki ayrı insanın alacağı sorumluluğu tek başına üstlenmiş. Çoğu zaman kendi  yaşamak  ve yapmak istediklerini yaşayamamıştır. Bazen bu sorumluluğundan sessiz feryatlar koparsa da maalesef pek de çaresi olmamış. Bir kelebeğin ömrü gibi kısa anlara sığdırmış isteklerini. Hayatında var olan o iki kişiye adamış kendini. Onların arasında köprü vazifesi görmüş, onları uyuma sokan, sorunları en aza indirgeyen olmuş. Ve son olarak ben…  Kimi zamanlarda kendime bile açıklayamadığım, içimde ne duygular varsa kimisini keşfetmiş, kimisinden de  bihaber olan birisiyim! Çoğunlukla neşeli hallere sahip, hani derler ya beş kuruşunu gülmeye satan cinstenim. Bazense karamsar, kendi kabuğuna çekilen… Ama bu durum çok uzun sürmüyor çünkü ağladığımda bile vakit geçtiğinde bana hayatın bir şekilde az ya da çok bir tebessüm göstereceğini biliyorum. Hayatımda her zaman  acıya ve sevince yer var  ve maalesef ki bir şeyleri başarmam ya da bir şeylere sahip olmam için elbet bir bedel ödeyeceğimin farkındayım o yüzden karamsarlığa çok da fazla düşmenin bir yarar göstermeyeceğini biliyorum.

Bu son dönemimde yani iki üç haftadır ayrı bir ruh halindeyim. Nasıl oldu, nereden böyle birden karşıma çıkıverdi bilemiyorum. Sanki önceden planlanıp projelendi. ‘’ Al, bu senin yeni yolun, sana bir yardımcı. O kişiden iyi faydalan, bu sana sunulmuş çok büyük bir fırsat. Bu fırsatı kullanmayı bilirsen ne ala .’’ der gibi, hayatıma çok farklı biri girdi. O bahsettiğim şahıs, benim yaşam düzenimi baştan sona değiştirmeye niyetli olan, sevgili hocam  ‘’ Erol Erdim ’’ dir. Kendisi bir ‘’ engelli psikoloğu ’’dur. Ayrıca zamanında sporcu olmuş hem de spor federasyonunda yıllarca başkanlık yapmış ve hala yapıyor. Benimle yakınlığıysa benim tam çıkmaz sokaklara girdiğimde, bana verdiği inanılmaz manevi desteği, öğütleriyle yollarımı ardına kadar açma çabasıyla başlamıştı. Aslında benim tek derdim vardı. Üniversiteyi bitirmiştim, sınava da girmiştim. Bundan sonra geriye kalan, bir işe atanıp hapsolduğum kısır döngüden kurtulmaktı. Ve bu üç hafta önce tanıştığım Erol Hoca’yla konuşmaya başladıktan sonra benim için çözüm yolları aramaya başladık beraber. Bana: ‘’ Sen kitap yazabilirsin, sporcu olabilirsin. ‘’ dedi. O zaman benim kafamda da yeni yollar, yeni heyecanlar, kısacası yepyeni bir hayata başlayacağımın kıvılcımın fitilini ateşledi. Belki olur belki olmaz, şu an bilmiyorum! Şu da var ki, bunları bana sıradan bir eğitimci deseydi, ben bu sözlere bir süre hayaline kapılırdım ve sonunda da hiçbir şey olmazdı, eminim! Çünkü Erol Hocam, bir engelli psikoloğu ve beni dinliyor, anlıyor, benim gibi çok kişiyle ilgilenmiş ve ben ona güveniyorum. Elbet benden topluma yararlı bir birey çıkartacak.

Günümüz tarihi yani 2016’yı kısaca özet geçersem: Bugün bir iş sahibiyim, kitap yazabilmek adına minik bir adım attım bence. Ailemle daha anlayarak – anlaşarak bir uyum yakalıyoruz karşılıklı… Ve benim biricik sevgili “Erol Hocam” ile hala görüşüyor ve onun sonsuz deneyimlerinden yararlanıyorum.

HAYATIMDA YAPMAK İSTEDİĞİM ÇOK ŞEY VAR, TABİ HAYATIN BANA VERDİĞİ İMKANLAR DAHİLİNDE.

Not: Bu benim ilk kez yazı yazmaya başladığım yazımdır. Eylül 2012.  (İlk yazdığım halinden biraz değişiklik yaptım.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar