$ DOLAR → Alış: 5,41 / Satış: 5,44
€ EURO → Alış: 6,13 / Satış: 6,15

CHP üzerine bir analiz

Hilmi TAŞKIN
Hilmi TAŞKIN
  • 16.08.2018
  • 163 kez okundu

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal tarafından “Halk Fırkası” olarak partileştirilmiştir.
Parti, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır.
Mustafa Kemal’in “iki büyük eserimden tekidir” dediği partidir.
CHF, 1927 kurultayında; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık ve laiklik ilkelerini benimsemiştir. Bu ilkelere 1931 kurultayında devletçilik ve inkılapçılık ilkeleri de eklenmiştir.
CHF ‘altı ok’ simgesini 1933 yılından itibaren kullanmaya başlamıştır. Tasarımı ise, İsmail Hakkı Tonguç gerçekleştirmiş ve cumhuriyetimizin 10.yıl kutlamalarında tüm örgütlere altı oklu bayraklar gönderilmiştir.
Bu altı ilke 1935 yılında toplanan dördüncü büyük kurultayda, Kemalizm olarak tanımlanmıştır.
1938 yılında CHP tarafından yayınlanan “15.Yıl Kitabı” oldukça önemli tespitlere yer verir. Bulunup okunması gereken bir kitaptır.
***
İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan soğuk savaş dönemi, hem ülkemizi hem de CHP’yi de etkiler.
ABD, Türkiye ve Yunanistan’ın Sovyet Rusya etkisi altına girmemesi için “Truman doktrinini” yayınlar ve bu doktrin gereğince “Marshall Yardımları” yapılmaya başlanır.
Bu ‘koşullu’ yardım kapsamında, ABD tarafından Türkiye’ye 100 milyon dolar verilir. Bu koşullu bir yardımdır.
Ekonomik yardımın siyasi yönü de vardır.
‘İkili anlaşmalar’ ile siyasi yönü de ortaya konulur.
Toplumsal yönü de vardır.
“Yeşil Kuşak” projesi başlatılır. FETÖ liderinin de içinde görev aldığı “Komünizm ile Mücadele Dernekleri” kurulur.
Çok partili sisteme geçmemiz istenir.
Köy Enstitülerinin kapatılması istenir.
1923-38 dönemine egemen olan ve ‘altı ok’ ile simgeleşen Kemalizm’den vaz geçilmesi istenir…
Oluşturulan bu soğuk savaş iklimi, 1946 yılında gerçekleştirilen CHP Kurultayını da etkiler. Her ne kadar ilk defa gerçekleştirilen çok partili seçimlerde, Demokrat Partiye üstünlük sağlanmış olsa da; CHP, 1946 kurultayı ile ‘sağ açılım’ yapar!
1946-50 döneminde ‘sağ açılımın’ etkileri görülür. Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı görevinden alınır ve yerine Şemsettin Sirer bakan yapılır. Ardından Köy Enstitüleri için sonun başlangıcı olan adımlar atılmaya başlanır.
‘Sağ açılımın’ partiye bir yarar getirmediği, çünkü aslının var olduğu 14 Mayıs 1950 seçimleri ile ortaya çıkar. DP iktidara gelir.
“Küçük Amerika” olma yolculuğumuz başlar!
***
1960’lı yıllar dünyada solun güçlendiği yıllardır. Bu süreç ülkemizde “ 68 kuşağı” olarak bilinen gençlik hareketini de doğurmuştur.
CHP’de bu süreçten etkilenir.
1959 yılında yayınlanan “İlk Hedefler Beyannamesi” ile başlayan süreç ve 1968 rüzgârları CHP’de “ortanın solu” fikrinin güç kazanmasına neden olur.
Dünyadaki gelişmeler, 1961 Anayasasının getirdiği etkiler ve ’68 kuşağı’ CHP’de ‘ortanın solu’ tartışmalarının nedenidir.
1966 yılındaki kurultayda ‘ortanın solu’ ve ‘ortanın sağı’ tartışmaları yaşanmıştır. Parti Genel Sekreteri olan Bülent Ecevit, bu kurultayda tarihi bir konuşma yapar.
Der ki; “Ortanın soluna karşı koyanlar Atatürk ilkeleriyle çelişme halindedirler. Bir parti, toprak reformuna bildirgesinde yer verince, grev hakkını sağlayınca, petrolü millileştirmeye çalışınca ortanın solundadır. “
Kurultayı ‘Ortanın solu’ kazanır.
Her ne kadar AP lideri Demirel, “ortanın solu, Moskova’nın yolu” dese de, CHP “Toprak işleyenin su kullananın” , “Bu düzen değişmelidir” sloganları ile önemli bir toplumsal destek bulmaya başlar.
Ecevit’in, 12 Mart muhtırasına ve CHP’nin kurulan Nihat Erim hükümetine bakan vermesine karşı çıkar ve genel sekreterlikten istifa ederek liderlik mücadelesi başlatır.
Yine söylemler soldur.
1972 kurultayı, İnönü ile Ecevit’in liderlik yarışına sahne olur.
Kurultayda İnönü’nün “ya ben, ya Ecevit” çıkışına Ecevit’in kurultay konuşmasında verdiği yanıt anlamlıdır. Bugüne de ders niteliğindedir.
Delegelere şöyle seslenir; “Açık söylüyorum, demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, yoksa kapıkulları mı olacağız? Karar sizindir”.
Kurultayı Ecevit kazanır. “Ortanın solu” kadroları kazanır.
Yeni slogan ise; “Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” olmuştur. Bülent Ecevit ve CHP, sol söylemlerle 1973 ve 1977 seçimlerinden birinci parti olarak çıkar. 1977 seçimlerinde almış olduğu %41,9 oy oldukça anlamlıdır.
***
12 Eylül darbesi ve sonrasında ABD’nin bu defa “Ilımlı İslam” politikaları ile ülkemiz, yeni bir siyasal sürece doğru yol alır.
Ekonomide neo-liberalizm,
Siyasette ise muhafazakâr, dinci söylemler ağırlık kazanır. Tarikatlar ve cemaatler 1950’li yıllardan sonra yeniden güçlendirilir.
ANAP iktidara taşınır.
Halkçı Parti lideri Calp, özelleştirmelere karşı çıkarak “sattırmayacağız” söylemini dile getirse de, özelleştirmeler gerçekleştirilmeye başlanır.
“Çağ atlıyoruz” söylemi ile ülke ülkemiz küresel sermayeye ‘pazar’ haline getirilir.
Ve küresel sermayenin istediği bu değişim-dönüşüm gerçekleşsin diye, sol içinde de adımlar attırılmaya başlanır.
Tıpkı 1946 sonrasında olduğu gibi…
Bu yeni süreç AKP döneminde daha da hız kazanır. CHP’nin 1 Mart tezkeresine karşı çıkması ve reddinde başrol oynaması, Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin İsrail’e 49 yıllığına bırakılmasına (bu yolla enerji ‘koridoru’ amaçlanıyordu!) Anayasa Mahkemesine başvurarak engel olması bardağı taşırmıştır…
Yapılan hamleler ile parti içinde yeniden bir ‘sağa açılma’ başlatılmıştır.
Sağdan bazı isimler partiye alınmış ve önemli görevlere getirilmiştir.
***
CHP tarihi açıktır. 1946’da başlatılan ‘sağ açılım’ değil, 1965’li yıllardan itibaren başlatılan “ortanın solu” sloganı ile başlatılan ‘sol söylemler’ partiyi iktidara taşımıştır.
Bugün de yapması gereken ‘sağ açılım’ değil, ‘sol açılımdır.’
“Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” söyleminin gereklerini yapmaktır.
İşsizliğe, yoksulluğa, üretimsizliğe, eğitime, izlenen ekonomik ve siyasal politikalara karşı cesaretle sol eleştiriler yapmalıdır.
Halkçılığı, karma ekonomiyi savunmalıdır.
Ulusal egemenliği ve tam bağımsızlığı savunmalıdır.
Hem de kararlılıkla… Cesaretle… Açık sözlülükle…
İktidarın yarattığı ‘siyasal iklimden’ etkilenmeden…
Bunun içinde tüzük ve program kurultayı da acil olarak gerçekleştirilmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ